Günün Sözü :  Sitemize Hoşgeldiniz Yedibölük Web Sitesi Köyümüzün Tanıtımı Görevi Üslenmiş Bir Sitedir. Herşey Unutturmamak Adına   
Pir Sultan Abdal

pir_sultan.jpg

Alevicanlar Radyosu

 

Editör Köşesi

Nezekat Demirci 1.jpg

Nezaket Demirci
Yedibölük Köyü

Kapat ''Dil'' İnanç Kültürümüz

Kapat Anılarla Sifon

Kapat Ağıt

Kapat Geleneklerimiz

Kapat Gençlik Etkinliği

Kapat Gençliğimiz

Kapat Gurbettekiler

Kapat Harita

Kapat Köy Videolari

Kapat Köy resimleri

Kapat Köyümüzün Ozanları

Kapat Nufus

Kapat Piknik

Kapat Semtlerımız

Kapat Sifonda Dedelik

Kapat Soyağacımız

Kapat Tarihimiz

Kapat Yetenekli Gençlerimiz

Kapat Yitirdiklerimiz

Kapat Yöresel Ata Sözlerimiz

Kapat Şiranın Köyleri

Kültür

Kapat AA.Önsöz

Kapat Alevilik

Kapat Eyitim

Kapat Görüş

Kapat Kürt Sorunu

Kapat Ozanlarımız

Kapat Sanat

Kapat Serbest Kursu

Kapat Tarihi Belge

Kapat Tarihimizde İzbırakanlar

Kapat Yedi Ulu Alevi ozanı

Kapat Yorum

Kapat Öyküler

Kapat Şadi Aşireti

Kapat Şiirler

Kapat Şiirler (Yılmaz Bakar)

Yitirdiklerimiz
Mustafa Corlu (1).jpg
Mustafa  Çorlu
Sayaç

   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Takvim
Gazete
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
2 Katılımcılar
İnfo
home.gifHoşgeldiniz www.yediboluk.org

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine.....


Gif koy.gif

Crea le tue foto ed immagini come Slideshow per eBay, Netlog, MySpace, Facebook o la tua Homepage!Mostrare tutte le immagini di questo Slideshow

news.gifSon 5 Haber


8 MART DÜNYA EMEKCI KADINLAR GÜNÜ - yapımcı: Yedibölük 02/03/2010 @ 01:15

8 MART DÜNYA EMEKCI KADINLAR GÜNÜ

Sevgili canlar,

8 Mart Emekçi Kadinlar Günü tüm dünya emekçi kadinlarinin kutladigi uluslar arasi bir gündür.
1975 yilinda dünya kadinlar yili’ni ilan eden Birlesmis Miletler Örgütü 16 aralik 1977 tarihinde 8 marti, tüm kadinlar icin Dünya Kadinlar Günü olarak kutlamasini kararlastirdi.

8 mart 1857 tarihinde ABD`nin New York kentinde 40 000 dokuma iscisi daha iyi calisma kosullari istemiyle bir tekstil fabrikasinda greve basladi. Ancak polisin iscilere saldirmasi ve iscilerin fabrikaya kilitlenmesi sonucunda cogu kadin 129 isci can verdi.

26-27 Agustos 1910 tarihinde Danimarka’ nin Kopenhag kentinde  2. Enternasyonale bagli  kadinlar toplantisinda ( Uluslar arasi Sosyalist Kadinlar Koferansi) Almanya sosyal demokrat partisi önderlerinden Clara Zetkin 8 mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikasi yangininda ölen kadin isciler anisina 8 mart’in “Dünya Kadinlar Günü olarak anilmasi önerisini getirdi ve öneri oy birligiyle kabul edildi.

Ilk yillarda belli bir tarih saptanmamisti ve degisen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda aniliyordu. Tarihin 8 mart olarak saptanisi 1921 de Moskova’da gerceklestirilen 3, Uluslararasi Kadinlar Konferansi’nda gerceklesti. Birinci ve Ikinci Dünya savasi yillari arasinda bazi ulkelerde anilmasi yasaklanan dünya kadinlar günü 1960’ li yillarin sonunda Amerika Birlesik Devletleri’nde de anmaya baslamasiyla daha güclü bir sekilde gündeme geldi. Birlesmis Milletler Genel Kurullu, 16 Aralik 1977 tarihinde 8 Martin Dünya Kadinlar Günü olarak anilmasini kabul etti.
 

Türkiye’ de ise, 8 mart kadinlar günü ilk kez 1921 yilinda „Kadinlar Günü olarak kutlanmaya baslandi. 1975 yilinda daha yaygin olarak kutlandi ve sokaga tasindi. Birlesmis milletler kadinlar on yili programindan, Türkiye’ninde de etkilenmesiyle, 1975 yilinda Türkiye 1975 kadin yili kongresi yapildi. 12 eylül 1980 askeri darbesinden sonra dört yil süreyle herhangi bir kutlama yapilmadi
1984’ten itibaren her yil cesitli kadin örgütleri tarafindan “Dünya Kadinlar Günü”
kutlanmaya baslandi. Türkiye de kadinlarin özgürlük ve esitlik mücadelesi, Savassiz ve sömürüsüz bir dünya mücadelesinden, Isci sinifinin mücadelesinden bagimsiz olmamistir. Kadin mücadelesi dogrudan bu mücadelenin bir parcasi olarak gelismistir.

Clara Zetkin ve Nadejda Krupskaya gibi saymadigimiz binlerce sira neferi ömrünü Kominizm mücadelesine adamis kadinlarin en büyük dilekleri isci sinifindan kadinlarin emekci kadinlarin ev kadinlarinin kapitalizmin boyundurugudan köleliginden kurtulusu idi. Ve kadinlarin kendi kurtulus mücadelelerini yaratmalari icin kadin liderlerin öngördükleri hat, koca bir düzenin, Kapitalist düzenin karsisinda mücadeleyi gerektiren bir hatti. Dogru bir hatti, Bügün kadinlarin icerisinde en büyük kesimi olusturan emekci kadinlari harekete gecirecegine inandigimiz yegane mücadele hatti.
Rosa Luxemburg, Liebknecht’in yanibasinda ( Spartacus) grubunda kavga verir ocak 1919 da Alman fasistleri tarafindan öldürülür. Cessedi Berlin Havel kanalina atiliyor. Aylar sora cesedi bulunuyor.

Kadin haklari davasi en büyük genislige S.S.C.B de erismistir.
Kadinin sinifli toplumlari da önceleyen köleligi analik hukukunun yikilmasi sonucu ortaya cikti. Ve “Kadin cinsinin büyük tarihsel yenilgisi” (Engels) oldu. Üretim sürecindeki yerini kaybeden kadin , yönetimdeki yerini de erkege devretmek zorunda kaldi; Ekonomik etkiligin disina düsmesi ise mülksüzlestirmesini getirdi. Üretici güclerin gelismesi, arti ürün, ticaret ve mülk edimesinin ortaya cikmasi tarihte kendini gösteren ilk sinif calismasi na “Ilk sinif baskisi”na kadinlarin ikincil konuma itilip cins olarak ezilmesine yol acti. Maddi yasam tarzindaki bu gelisme kendine uygun ideolojik bicimleri de olusturdu. Ve birbirini izleyen tüm sinifli tolumlarin tarihi, en barbarindan en uygarina kadinin baski altina alinip fiziki ve zihni tüm yeteneklerinin köreltilmesi, din ,kültür, yasalar, gelenek ve görenekler, gerici degerler ve önyargilarla asailanip bir cins olarak ezilmelerininde de tarihi oldu.

Ayni zamanda lider  Lenin diyorki kadin kendisini özgürlüge kavusturan bütün yasalara ragmen, hizmetci köledir. Kücük ev hizmetleri onu bunaltir, bogar, aptallastirir, asagilatir, mutfakla cocuk  odasina zincirler. Utanc verecek kadar uretimden uzak,bayagi, sinir bozucu aliklastirici ve ezici bir calisma icinde gücünü harcamasina sebeb olur. Kadinin gercek kurtulusu, gercek komunizm ancak, kücük ev economisine karsi, daha dogrusu bu econominin tümüyle yeniden kaliba dökülüp büyük sosyalist ekonomiyi olusturmasi ugruna, iktidar sahibi proleteryanin yönetimdeki kitle mücadelesi zafere ulastiginda gerceklesecetir

Sevgili canlar, Alevi felsefesinde Kadin = Erkek diyoruz!, Fakat sadece bu sözde kaliyor. Günlük yasama baktigimizda Alevi Kadina yapilan haksizliklar ve uygulamalar, Kadini ikinci sinif görme fikrinden alikoymuyor. Türkiye deki gerci kesimden farkimiz, sanki sadece türbansiz olmamizdir. Bizler bunu redediyoruz!

Bütün federasyon ve federasyona bagli derneklerin merkezi kongrelerinde, kadinlarin özgül örgütlülügünün yaratilmasi, özgül programlar ve faaliyetler baglaminda ki hedefleri, genis kadin kitlelerine mal etmek olmalidir. Bu anlayis temelinde çalismak federasyon ve derneklerin hdefi olmalidir. Kadin sorunundaki esitsizlige karsi mücadele vermek yerine, var olan esitsizligin destekleyicileri olmamalidirlar. 

Kadinin özgür olmadigi toplumlar, özgür olamazlar.


Degerli canlar dikkatinizden dolayi kadinca sevgi ve saygilar.

IABF Kadinlar Kolu Sorumlusu

... / ... Devamı...


'AKP'nin Alevisi olmayacağız!' - yapımcı: Yedibölük 26/02/2010 @ 22:41

AKP ALEVİLİĞİ TANIMLAYAMAZ


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin son Sinan Işık davasındaki "hükümetlerin inançlar konusunda değerlendirme, tanımlama yapamayacağı" açık hükmüne rağmen AKP hükümeti kendi anlayışı doğrultusunda Aleviliği tanımlama yoluna gitmiştir. Alevi varlığını yadsıyan AKP'nin Aleviliği tanımlaması kabul edilemez. AKP "Alevi iftarın"ndan bu yana kendi Alevilerini yaratma projesini hayata geçirmeye çalışmıştır. Aleviler "AKP'nin Alevileri olmayacaklarını" kararlılıkla dile getirmişler, "eşit yurttaşlık hakkı taleplerini" her ortamda ifade etmişlerdir. Ne var ki AKP hükümeti Aleviler arasından yeni yandaşlar devşirme, yeni Hızır Paşalar yaratma sevdasından vazgeçmemiştir.

CEMEVLERİ VAZGEÇİLMEZİMİZDİR


Alevi toplumu bir bütün olarak ayrımsız biçimde "Cemevlerini ibadethaneleri" olarak görmektedir. Bu konuda Alevi toplumu içerisinde en küçük bir soru işareti yoktur. Aleviler Anayasanın eşitlik ilkesi gereği Cemevlerinin de Cami gibi Kilise gibi Havra gibi hukuk önünde ibadethane olarak kabul görmesini talep etmektedirler. Hükümet bu masum istemi sulandırmakta, Diyanet'in vermiş olduğu "Cemevleri ibadethane olamaz" fetvasına boyun eğmekte, Alevi sorunu konusunda Alevilere değil Diyanet'e kulak vermektedir. Cemevlerini "ibadethane olmayan kültür merkezi" olarak tanımlamak Alevilerin taleplerini ve Aleviliği zerre kadar anlamamak, Aleviliği bir inanç olarak yadsımak ve giderek Aleviliği İslam'ın yedeğine takmaktan başka bir şey ifade etmez.
Alevi sorununun çözümünde "cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşması" olmazsa olmazdır, Alevilerin vazgeçilmezidir.

MADIMAK MÜZESİ HOŞGÖRÜ VE KARDEŞLİK DEMEKTİR


Alevi toplumu hiçbir toplum kesimine karşı kin ve düşmanlık duyguları içerisinde değildir. Tüm insanları dili, dini, rengi, cinsiyeti, kökeni ne olursa olsun bir, eşit ve kardeş görmektedir. Aleviler Madımak'ın unutulmamasını tüm insanlık adına talep etmektedirler. Madımak müze olsun demek tüm toplumda hoşgörü, barış ve kardeşlik hakim olsun demektir.
Madımak'ı yıkalım, bellekleri silelim!
Müze fikri tehlike oluşturur demek Madımak vahşeti önünde boyun eğmek demektir.
Madımak'ın müze olmasına yapılan itirazda gerekçe katliam kadar vahimdir.

AKP'NİN İKİ DİN DERSİ ÖNERİSİ KABUL EDİLEMEZ


Zorunlu din dersleri konusunda AKP hükümeti çözüm adına iki din dersi önermektedir. Varolanı koruyup bir de yeni sözde seçmeli ders getirmek derdindedir. Bu ikili oyundur.
Hükümet'in zorunlu din dersleri konusunda samimi olmadığı, hukuka uymadığı bütün açıklığıyla ortadadır.
Hükümet el çabukluğuyla ikinci din dersini koymak yerine acilen zorunlu din derslerine ilişkin AİHM kararını uygulamalıdır.
Açılımı mahkeme, AİHM kararı yapmıştır.

ÇALIŞTAY ÇÖZÜMSÜZLÜK ÜRETMİŞTİR


AKP hükümeti 7 yıldır devam eden iktidarı boyunca Alevi Toplumunun sorunlarını çözmek bir yana Alevilere karşı hukuksuz, eşitsiz, ayrımcı uygulamaları sürdürmekten asla geri durmamıştır.
AKP çevreleri Alevileri öteki olarak görmektedir. Alevilerin de diğer inanç sahipleri gibi onlarla eşit olarak hak/hukuk sahibi olmasını asla kabul etmemekte tam tersine Alevileri asimile edecek, Alevileri alevi olmaktan çıkaracak açık ve üstü kapalı faaliyetler içerisinde bulunmaktadırlar.
Çalıştay süreci ise sonuç olarak ortaya koyduğu değerlendirmeler itibarıyla Alevilerin sorunlarını çözmek yerine karmakarışık bir hale getirerek çözüm yerine çözümsüzlük üretmiştir.

ÇÖZÜM LAİK DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE'DEDİR


Çözüm ayrımlılıkların son bulduğu, eşit yurttaşlık hakkının her konuda her alanda hakim kılındığı laik demokratik bir Türkiye'dedir.

Ali Yıldırım

... / ... Devamı...


Emine Hanim - yapımcı: Neykat Demirci 24/02/2010 @ 22:55

EMİNE Hanımın merakı hasta ziyaret etmek değil... Şimdiye kadar hastalanan kaç sanatçıyı ziyaret etti ? Amacı askeri bir kurum olan GATA'nın kurallarını delmek zevkini yaşamak !!!!

 

 

Viyana'daki  'Türk lokumu' adındaki heykeli kaldırtsın da  bir  görelim bakalım !!!!
 

EMİNE Hanımın merakı hasta ziyaret etmek değil.

Şimdiye kadar hastalanan kaç san'atçıyı ziyaret etti ?

Amacı askeri bir kurum olan GATA'nın kurallarını delmek zevkini yaşamak ve benzerlerine örnek olup, cesaret vermekti. Nitekim, muhterem kocası da '' Biz iktidara kuralları ve tabuları yıkmak için geldik '' demiştir.

'' Farenin geçtiğinden değil, yol olmasından korkarım'' sözünü hatırlatıyor.

Kendi çöplüğünde öten horoz gibi olmak istemiyorsa;

  TÜRK KADININA hakaret gibi olan Viyana'daki bu münasebetsiz heykel için ötsün bakalım.

Resmen bu günkü Türkiye'yi alaya alıp, mizah konusu yapmışlar.

 heykel 1.jpg

heykel.jpg


 

 Şehrin teknik üniversitesinin bahçesindeki sergiye katılan heykel;       Avusturya'daki Türk sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekti.
 
İŞTE O HEYKEL... 

Avusturya'nın başkenti Viyana'nın Karlsplatz semtinde bulunan Teknik Üniversite bahçesindeki heykel sergisinde, heykeltıraş Olaf Metzel'in '' Turkish Delight '' ( Türk Lokumu ) adlı, başörtülü, ancak diğer uzuvları açık bir Türk Müslüman kadını tasvir eden heykeli, Avusturya'daki Türk sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekti.

 

... / ... Devamı...


tolga kaya yeni videolari - yapımcı: SERPILkaya 24/11/2009 @ 21:06

MERHABA KÖYLÜLERIM BEN AVUSTURYADAN ZURNACI AGA KAYA'NIN KIZI SERPIL... SAYFA COK GÜZEL OLMUS ...

HEPINIZE COOK TESEKKÜR EDERIZ AILECEK .. KARDESIM TOLGA'YA YARISMA ZAMANINDA COK DESTEK OLDUGUNUZ ICIN ...

GURUR DUYUYORUM KÖYÜMLE ...


SIZLERDE KOLAYLIKLA TOLGAYI DINLEYE BILIRSINIZ ...

http://www.youtube.com/user/Karakiz2429


TESEKKÜRLER IYI GECELER

SERPIL K.

... / ... Devamı...


Bütün yönleriyle Dersim isyanı - yapımcı: Yedibölük 18/11/2009 @ 21:31

1938 Dersim Katliami.jpg

Fasist Onur Öymen'in sözleriyle gündeme gelen Dersim isyanına ilişkin tüm ayrıntılar

GÜRKAN HACIR'IN AKŞAM GAZETESİ'NDEKİ YAZISI

Onur Öymen'in Dersim isyanına ilişkin, 'İsyanı ben mi bastırdım? Ben faşistsem bastıranlar neydi? Atatürk de mi faşistti' sözleri büyük yankı uyandırdı. Peki Atatürk'ü referans alan Öymen mi haklıydı yoksa kendisini istifaya davet eden Kemal Kılıçdaroğlu mu?
Dersim kavgasında kimin haklı olduğunu bulmadan önce Dersim isyanını ve Seyit Rıza'yı bir hatırlayalım.

İsmet Paşa'nın 1935 yılında hazırladığı Dersim planında bakın neler yer alıyordu:

- Dersim ıslahına bir program halinde tevessül edeceğiz. Program hazırlık, silahtan tecrit ve icap ederse iskan safhalarını ihtiva edecektir.

- Hazırlık ve silahsızlanma üç senede olacaktır.

- Dersim vilayetini yeni usulde teşkil edeceğiz. Muvazzaf bir kolordu kumandanı, vali ve üniformalı muvazzaf zabitler kaza kaymakamları olacaktır. Kaza memurlarından hiçbiri yerli olmayacaktır. Ve bulundukça emekli zabitler memuriyetlerine tayin olunacaktır.

- 1935 ve 1936 'da yolları, karakolları yapılacaktır. 1937 ilkbaharına kadar hazır olursa mürettep ve seferber 2.fırka kuvvet valiliğin emrine 1937 ilkbaharında verilecektir.

- Bundan sonra Dersim'e verilecek şeklin safhası başlayacaktır. Bütün bu tasavvurlar gizlidir.
İşte Dersim'in temizlenme işinin yol haritası böylece çizilmiş oldu. Başbakan İsmet İnönü 1935'te Dersim ve çevresinde esaslı bir imar faaliyetine start verdi. Önce yollar ardından askeri karargah binaları ve ardından lojmanlar ve karakollar. İşte Dersimli aşiretlerin asıl itiraz ettikleri bu karakolların inşası oldu. Çünkü esaslı bir harekatın geldiğini sezmişlerdi.

ATATÜRK'ÜN SÖZLERİ

Ama operasyonun işaret fişeğini Mustafa Kemal Atatürk 1936 yılındaki Meclis açılışındaki konuşmasında çaktı: 'Dahili iç işlerimizde mühim bir safha varsa o da Dersim meselesidir. Dahilde bulunan iş bu yarayı, bu korkunç çıbanı ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahasına olursa olsun yapılmalı ve bu hususta en acil kararların alınması için hükümete tam ve geniş salahiyetler verilmelidir.'

Dersim'in ıslahı görevi bir korgenerale verilmişti. Korgeneral Abdullah Alpdoğan'a. Peki Alpdoğan kimdi? Kurtuluş savaşında iç isyanları bastırmakla görevli Sakallı Nurettin Paşa'nın damadıydı. Sakallı Nurettin Paşa'da Kurtuluş Savaşı sırasında Koçgiri isyanını oldukça kanlı bastıran paşaydı. Korgeneral Alpdoğan, 1937 başında Elazığ (Elaziz) bölgesine karargah kurdu. Aşiretlerle görüşmelere başladı. Yusufhan, Demenan, Haydaran, Şıh Hesenan, Kalan, Karakoçan, Kevan, Lolan, Keçelan, Kozan, Bahtiyar aşiretleriyle bir araya geldi. Bunlardan Abasan Aşireti Reisi Seyit Rıza ile de görüştü. Dersim'e yönelik yapılacak ıslahatın barış yoluyla yapılmasını aksi takdirde çok kan akacağını söyledi.

'KÖPRÜLER' ATILDI

Ama aşiret reisleri kendi aralarında yaptıkları toplantıda direniş kararı aldı. 1937'de 20 Martı 21 Mart'a bağlayan gece Harçik Köprüsü'nün ateşe verilmesiyle isyan başladı. Bu tarih aynı zamanda Kürtler için anlamlıydı. Çünkü 21 Mart Newroz'du. Yıkılan bu köprü aslında Dersim'in devletle arasındaki köprüyü de yıkıyordu. Kahnut bucağı ile irtibatı sağlayan telefon hattı kesildi. Ve askeri birlik basıldı. Tüm askerler öldürüldü. Bu devletin ıslahat planını bir anda kanlı bir operasyona dönüştüren adım olmuştu.

KUMANDA GÖKÇEN'DE

Ünlü türküde de dediği gibi Tunceli dört dağ tarafından kuşatılmış bir kentti. Korgeneral Alpdoğan'ın kara birlikleriyle Tunceli'ye girmesi mümkün olmuyordu. İlk harekat başarısızlıkla sonuçlanınca Seyit Rıza ve yandaşları moral buldu. Korgeneral Alpdoğan hava saldırısı kararı aldı. Ankara'dan izin istendi, onay geldi. Yalnız hava taarruzunu düzenleyecek birliğin sorumluluğu Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'e verildi. Atatürk önce bu duruma itiraz etti. 'Eğer bir aksilik olur da bu adamların eline geçersen sana çok fena muamele ederler. Sen gitme' dedi. Ama Gökçen kararlı bir biçimde gitmek istediğini, ne olursa olsun sağ olarak ellerine geçmeyeceğini söyledi.

DERSİM'E BOMBA YAĞDI


Eskişehir Tayyare Alayı'na bağlı bölükten 3 uçakla beraber Dersim harekatına katıldı. 3 Mayıs 1937'de hava harekatı başladı. Dersim'in üzerine bomba yağıyordu. Saldırı giderek inisiyatifi kaybeden askeri birliklerin toparlanmasını sağladı. Aşiretler büyük bozguna uğradılar. Seyit Rıza'nın da bulunduğu Laçinan Deresi ve çevresi yoğun olarak bombalandı. Rıza'nın çok sayıda adamı ve akrabası yaşamını kaybetti.

Şimdi burada biraz duralım. Seyit Rıza'nın kendi başına hareket ettiğini zannetmeyin. Tabii ki o da İngilizlerle temas halindeydi. Yakın adamı ve danışmanı Veteriner Doktor Nuri Dersimi'yi İngilizlerle temas kurması için görevlendirmişti. Ama yurt dışına çıkışı hep gecikti. Ve Seyit Rıza iyice köşeye sıkıştığı bir anda 11 Eylül 1937 de yurt dışına kaçtı.

İDAM SEHPASINA YÜRÜDÜ

SEYİT
Rıza 5 Eylül 1937 günü Erzincan kırsalında yakalandı. 10 Kasım günü (Yani Onur Öymen'in ünlü konuşmayı yaptığı günden tam 72 yıl önce) idama mahkum edildi. Ve tarihin garip bir cilvesi ise yine Öymen'in başına iş açan AKŞAM'daki mülakatını verdiği gün olan 15 Kasım 1937 günü idam edildi. İdam sehpasına kendi yürüdü ve çingeneyi bir tarafa iterek 'Evladı kerbalayıh. Bi hatayıh. Ayıptır, zulümdür, cinayettir', diyerek ilmeği boynuna geçirdi ve tabureyi tekmeledi.

Peki bu kanlı operasyonun gerçek sorumlusu kimdi? Elbette Atatürk'tü. Dersim'in 'temizlenmesi' talimatını o vermişti. Başbakan İsmet İnönü ise bu operasyondan hemen sonra istifaya zorlandı.
Kılıç Ali anılarında Atatürk'ün İsmet Paşa'yı başbakanlıktan nasıl uzaklaştırdığını anlatır. Ama önce geçmiş bir olaydan örnek vererekÖ
'Amacım Şeyh Sait olayında nasıl Fethi (Okyar) Bey'i partiden düşürdüysem, onu da Meclis'te kamuoyu önünde düşürmekti.'

İNÖNÜ'NÜN KOLTUĞU GİTTİ

İsmet Paşa 1937 Eylül'ünde istifa etti. Yani Şeyh Sait isyanında Başbakan Fethi Bey gitmişti, Seyit Rıza isyanında da bir diğer Başbakan İsmet Paşa'nın koltuğu gitti. Biz İnönü'nün istifasını Çankaya'daki ünlü kavgaya ve ekonominin iyi idare edilmemesine bağlarız. Ama tarih satır aralarında gizlidir.

TOPLAM KAÇ KİŞİ ÖLDÜ

Dersim'de kaç kişi öldü. Elbette net sayı bilinmiyor. Ama kimi kaynaklara göre 55 binden fazla Tuncelili canından olmuştu. Ama burada dikkat edilmesi gereken ise öldürmelerin gerçekleşme şekliydi. Büyük hava bombardımanından sonra kara birlikleri Tunceli kırsalına girdiler ve köyleri tek tek gezdiler. Hiçbir yargılama olmadan keyfi bir biçimde çok sayıda Tuncelili kurşuna dizildi eziyete uğradı. Ağır işkenceler yapıldı. Elaziz'de kurulan mahkemelere iş bırakılmadı. Amaç gözdağı vermek ve belki de bölgeyi insansızlaştırmaktı.

KAYPAKKAYA DERSİM'E DÖNDÜ

HAREKATIN
ardından da 1938'de Dersim'den 'Zorunlu İskan Yasası' çıkartıldı. Binlerce Tuncelili ülkenin başka coğrafyalarına gönderildi. Bugün Türkiye'nin birçok yerinde aslen Tuncelili olan ama iki kuşaktır başka kentte yaşayan kişilere rastlarsınız. Hemen hepsi 1938 göçünün mağdurlarıdır. 68 kuşağının öğrenci liderlerinden İbrahim Kaypakkaya da Tunceli göçmeni bir Aleviydi. Çorum'a yerleşmişlerdi. Ve Dersim isyanından yıllar sonra kurduğu örgütle sosyalist devrim hayaliyle Dersim kırsalına gitti. Yakalandı ve işkenceyle öldürüldü. Kurduğu örgütün devamı olan TKP-ML TİKKO en çok Tunceli'de taban buldu. PKK'nın etkin varlığına rağmen TİKKO Tunceli'de oldukça etkindir.

Şimdi sonuca gelirsek, Öymen haklı mı? Evet haklı. Çünkü kimse kendini kandırmasın ve Alevi kardeşlerimiz üzülmesin ama harekat tamamen Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatı ve isteğiyle yapılmıştır. İnsanlık dışı uygulamalar yetki verdiği askerler tarafından -belki de sınırları aşarak- yapılmıştır. Yani Dersim harekatının sorumlusu Atatürk'tür. Peki, Kılıçdaroğlu haklı mı? Evet, o da haklı. Belki isyan olmuştu ama isyanın bastırılması ve Kürt ve Alevi nüfusa yapılanlar (Emir komuta zincirinin başında Atatürk olsa da) en büyük kıyımlardan biriydi. Tunceliler ve Aleviler ruhani kimliğiyle de olsa Seyit Rıza'yı unutmadılar ve hep sahiplendiler. Kemal Bey de alevi dedesi olmasının verdiği ağırlıkla ve Tuncelilikle bu sözlere sert tepki verdi. Asıl sorun sakın Kemalist doktirinle yüzleşmememizde olmasın.

VE ZORUNLU GÖÇ

DERSİM 1938 Zorunlu İskan Kararı'nca Dersim'den gönderilenlerin sayısı muhtelif olmakla birlikte, 7 ila 12 bin arasında değişmektedir. İsyan döneminde Dersim'in nüfusu gözönüne alındığında bu ciddi bir rakamdır. Zira Üçüncü Ordu Kumandanı Halis Paşa'ya göre 1930'da Dersim'in nüfusu 60 - 70 bin civarındadır. Kaynakların çeşitliliği sayıları da değişken kılmaktadır. Öyle ki dönemin İçişler Bakanı Şükrü Kaya'ya göre sayı 150 bin, 1935 nüfus sayımına göre 93 bin olarak kayıtlara girer. Resmi belgelerde de kimi sayılar verilmektedir. Örneğin; Bakanlar Kurulu'nun 6 Ağustos 1938 tarihli kararıyla, bin 246 haneden 5 bin kişi, 15 şehrin 50 kazasına bağlı 922 köye gönderilmiştir.

Göç kafileleri 1938 Ağustos ayı itibariyle batıya gönderilmeye başlandılar. Bazı kaynaklara göre bu işlem 31 Ağustos tarihi itibariyle tamamlanacaktı. Kim kaynaklar bu süreci 6-16 Eylül tarihleri içinde verir. Dönemin İçişleri Bakanı Kaya'nın Dersim Raporu'nda planlanan, 'Batı illerine toplu sürgünün hayata geçiriliş safhası' bu döneme denk gelmektedir. Bu dönemdeki belgelerin doğruluğu konusunda çelişkiler vardır. Zira bir belgeye göre 'Zorunlu göç edecek Dersimliler, kara vagonlar üzerinde gönderilir' denilirken bir başka belgede de 'Sevkıyat kara ve deniz yoluyla olur. Tren ve vapur kullanılmaz' denilmektedir. Kimi belgelere göre, 264 haneden bin 816 kişi 37 deniz ve kara seferiyle 10 ayrı ilçeye gönderilir. 'Dersim 1938 Zorunlu İskan Kararı' tamamıyla dönemin Bakanlar Kurulu'nun denetimindedir. Haliyle sürgündeki Dersimliler'in yaşam hakkı da. Yaklaşık 9 yıl süren 'Zorunlu İkamet' İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1947'de sona erer ve Dersimliler'e eve dönüş yolu açılır.

KAYNAKLAR: Atatürk'ün yaveri Cevat Abbas Gürer / Cepheden Meclis'e Büyük Önderle 24 Yıl - Turgut Gürer
Dersim 1938 ve Zorunlu İskan
/ Hüseyin Aygün
İsmet paşa'nın Kürt raporu / Saygı öztürk
Kürt Dosyası / Uğur Mumcu
Kürdistan Tarihinde Dersim
/ Dr. Nuri Dersimi
İbo / Turhan Feyizoğlu
Kürtler ve Kürt Direnişleri / Sinan Hakan
Kürdistan'da Aşiretçilik ve Milliyetçilik
/ Hasan Uşak

... / ... Devamı...



GÜMÜŞHANE ili ŞİRAN ilçesi YEDİBÖLÜK köyü

Üye Girişi

Tekrar Giriş Yap
---

Kullanıcı Adı:

Gizli Kodunuz (Şifrenizdir - Kimliğinizle Bağlantılı- Unutmayınız)


 Üye Sayısı 327 üye


Bağlı Kullanıcılar

( Hiçkimse )
Arama




Anket
Sitemizi Nasıl Buldunuz.
 
Iyi
Daha iyi olabilir
Normal
Olumsuz
Sonuçlar
Links

y_guney_renkli.jpg

www.guneydergisi.com/

n50723608881_4052.jpg

www.yediboluk.com.tr/>


dersim_38.jpg

www.paylasimsinema.com/

Dersim Katliyamin madalyası

Dersim belgeseli filminde

robot.gif

Kişisel Voleybol Sitem...

kemal.yediboluk.org

 

khm.jpg

 

www.sadilli.com/

 

 

GÜNCEL HABERLER


RSS Güncel Haber
^ Top ^